Magazin

Kübra Doğru Ünlü yazdı! O Kız dizisi geceye damga vurdu

Bu bölümü izlemeye başlarken aklımdan geçense Kadir’in duaları tutacak mıydı? Ve eğer o dualar tutacaksa, Melek; Kadir’i gördüğünde nasıl tepki verecek, merakıyla, 13. Bölümü izlemek üzere geçtim ekran başına. Ve Sitare’den gelen o telefonla beklenen cevap şimdi geliyor dedirtti.  Çünkü Sitare onca hakaretle evinden kovduğu Müjgan’ı, özür dileyerek aradı ve kahveye davet etti. Müjgan’ın Sitare’nin evine getirdiği ev hediyesi olan tablonun çantasında kalan kredi kartının tartışma esnasında yere düşmesi, aynı dakikalarda eve ziyarete gelen Zeynep’in düşen kredi kartını yerden alıp sehpa üzerine koyması üzerine Sitare’nin kart üzerinde “Melek Müjgan” adını görmesiyle, Kadir’in Melek hikayesi çözülmeye başladı.

Doruk ve Zeynep yüzleşmesinde de Doruk’un Zeynep’i öpmesi ilk dakikaların önemli sahnelerinden biriydi. Müjgan’ın Sitare’nin evine girdiği dakikalarda Sitare’nin evinde olan Kadir’i sesinden tanıması bir o kadar önemli bir andı. Sitare eve giren Müjgan’ı Kadir’e sürpriz olarak getirmek üzere gittiğinde Müjgan’ın “kâbus bu diyerek” kaçışı Melek konusunun 13. Bölüme kadar koşulmasının yasak olduğunu adeta açıkladı.

Ozan’ın çekimin olduğu mekâna girişindeki gerginliğine karşın, Zeynep’in Doruk’tan aldığı ilk öpücüğün telaşesi görülmeye değerdi. Sitare Müjgan’ı yani Melek’i sürpriz olarak Kadir’in karşısına getirememesi üzerine; bir pastayla Kadir’in karşısına çıkması Kadir’i mutlu etti. Sitare’nin ikinci hayatının başlangıcı için kesilen pastanın mumlarını üflerken Bismillahla başlaması güzeldi. Bir başka ilginç noktaysa Kadir’e kendisinin kötü olduğunu itiraf etmesi bir o kadar ilginçti. Ancak bilerek ve isteyerek Kadir’e hiç kötülük yapmayacağını söylemesi başkaca detaylara gebe…

Melek Müjgan’ın, onca heyecanına karşın Sitare’nin kapısı önünde aracında beklemesi aynı zamanda Melek’in de bu konuda söyleyecek sözleri olduğunun göstergesiydi. Her bölümde olduğu gibi yani 13.bölüm de yine birbirinden ilginç üst üste birbiriyle geçişli heyecan dolu sahnelerle başladı. Bir başka merek edilen konu aynı dakikalarda sosyal medyada çokça sorulan soru Sitare’nin yeni evinin nerede olduğuydu. Melek’in Kadir’i görmesiyle Sitare’nin evine koşarak girmesi ; Sitare’nin direk Müjgan’a sen bu aptala yatma konusunda uzmansın dediği anlarda 13. bölümde işte dizi başlıyor dedim. Diğer taraftan engelli bireyleri olan ailelerin ebeveynlerinin yaşı başı, kaç olursa olsun, çocukları için yaşamak zorunda oldukların tam temsilinin sergilendiği oyunculukları ve oyuncuları oldukça başarılı bulduğumu özellikle söylemek isterim. Dede, hala…. O kadar gerçekçi oynuyorlar ki …Hele kız kardeşin sesin tonunda, vurgusunda, duygunun, tüm tınılarını duyuyor ve çok beğeniyorum …

Sitare’nin Meleğe sonunda “bende düğün fotoğrafın bile var “diyerek fotoğrafı uzatması üzerine, Müjgan her şeyi anlatmaya başladı.Ve o cümle “bana tecavüz etti” … Tüyleri diken diken eden, her Melek adının açılmasında adının konuşulmasının yasak olmasının temel sebebi netleşti, Aynı dakikalarda baba kızın konuşmalarında geçen “tuzak, baş yakma, yalancı, iftira” sözcükleri yani o diyalog … Sitare’ye; Melek Müjgan’ın tecavüze uğradığını söylemesi az önce tüyleri diken diken eden hali bir den bambaşka bir boyuta seyirciyi geçirdi. Tüm bu aksiyon ve dram gerçekten matematiği iyi hesaplanmış bir dilimdi. Sitare’nin “hiçbir Güzellik tecavüzcüsüne gariban demez, O iftira attığın adam benim hayatımı kurtardı” Melek Müjgan’ınsa “demek ona bir can borcun var, ben de o borcun ilk taksiti miyim” dedikten sonra, üzerine Melek’in “nasıl bir saçmalığın içindeyim, amacın ne, neyin peşindesin Sitare” diyerek tekrar tekrar sorması benim zihnimdeki matematiği tam olarak iyice karıştırdı. Bir an ne oluyor ya hu derken; Melek ailesinin evlerinde çocukluğunda Kadir ve ailesinin hizmetlileri olarak müştemilatta yaşadıklarını o sırada arkadaşlık ettiğini anlatı.

Havası popülerliği, özgürlüğü, üniversite hayatından bahsederken geri dönüşler karmakarışık ola aklıma şükür hizmet etti. Kadir’in çiftlikte maskot halleri üzerine uzun uzadıya Sitare’ye Kadir’i nasıl maymun ettiğini anlatırken; Sitare “yani o maymun ettiğin keko tecavüz etti öyle mi” dediğinde iki hırslı Güzellik kapışması seyrettiğimizi anladım. Üzerine Sitare’nin “sevdiklerimi bir tek ben harcarım başkalarına harcatmam” demesiyle neyse ki an itibariyle noktayı koymasını sağladı. Diğer taraftan Melek Müjgan’a “kızını merak etmiyor musun dediği anda; Melek Müjgan “aa kız mıymış” dediği anda Müjgan’a içimden hiç çıkarmadığım her türlü şiddeti uygulayasım geldi dersem yalan olmaz…Doruk’un evindeki tablo da benim merakım. Koca duvardaki tablo acaba hangi ressamın, kime ait bilmiyorum, ancak, muhteşemdi. Bu arada Ozan’ın hala Sitare’ye tekrar gelme cesaretinin ardındaki düşüncesini söylemesi Sitare’yi de düşündürdü. Tüm bunların üzerine sinir kriziyle Türkan’ın, Zeyno’nun banyoda dudaklarını yıkama sahnesi, çok acı  vericiydi. Karınca incitmeyen Türkân’ın zır deliye dönüşmesi anlaşılır değildi. Tüm sığlıklar gerçekten hayatta da böyle olmaz mı, göz döner, olmayacaklar olur, işler hiç olmayacak yerlere kadar varır. Hoş bunların tahlili psikolog ve psikiyatristlerin işidir elbet, ancak baskıcı yaşam biçimlerin içinde bu sığlıklar olur. Duyar görür işitiriz, yazık … Böylesi aileler yaşadıkları sorunlar gerçekten hala yaşanılan ve görülen toplumsal içerikli sorunlar. Diğer taraftan Melek Müjgan’ın Sitare’yi ele geçirdiğini düşünmesi ilginçti.

Zeynep’in Doruk ‘un davranışlarını sevdaya yormaya çalışması, kuzeniyle dertleşirken halasının duyması diğer taraftan Kadir’in kızını görünce kızının güzelliği karşısında yine dualar etmesi beni yine gönlümün en ince detayından yakalayan yerdi. Reddi miras yapması için Doruk yaptığı ses kaydını sosyal medyada yaymakla tehdidi sonunda Sitare’de karşılık buldu. İşin ilginç gelen diyaloğu Doruğun hazırlattığı dilekçeyi imzalaması için Sitare’ye verirken “mevlide kadar vaktin var” demesiydi. Geçirdiği sinir krizi Sitare’nin imzayı atacağının ilk sinyalleriyken Zeynep’le Melek Müjgan’ın Doruk’un odasında Doruk’u konuşmaları nasıl bir şeydi anlamak istemedim. Anne kız arasında, anne kız olduklarını bilmeden, aynı adama âşık olmaları, bana bazı gündüz kuşak programlarında sosyal medyada gördüğüm hikayeleri çağrıştırdı.  Üzerine Melek Müjgan’ın kızı olduğu bilmediği Zeynep’ten Doruk ile birlikte fotoğraf çekmesini istemesiyse ban yine “e yok artık dedirten sahneydi”.Doruk’un Zeynep’in peşinden koşarak dengesiz davrandığını söylemesi yaptıklarının çocukça olduğunu söylemesi yine ilginç diyaloglardı. Feyzi’ye tövbe ettirilen sahnelerse ancak yaşayanın yazabilir ya da çekebilir olduğu şeylerdir diye düşündüm… Çocukluğumda babama babaannem ve annemim “artık futbol oynamaya gitmeyeceksin” diye, Kuran üzerine el bastırıp tövbe ettirme anlarını hatırlattı.

Fakat Doruk ve Zeynep sahneleri biraz fazla uzamadı mı, mütemadiyen aynı çerçevede geçen diyalog ve bir türlü anlaşılamayan anlar üzerine kurulu sahneleri artık az görsek daha mı iyi olur? Ve gecenin öne çıkan anı Ozan’ın Zeynep’e tüm gerçekleri birebir kendinin anlatması ve aynı dakikalarda Sitare’nin reddi miras dilekçesini imzalayarak Doruk’u anın tadını çıkarması için dilekçeyi alması için eve çağırmasıydı. Ancak eve gelecek olan Doruk’un yaşayacakları Sitare’nim Doruk için düşündüğü son dakika planı heyecanın tekrar yükselmesini sağlayan anlardı.

“Sitare Somer’in, Sitare Somer’den başa hiçbir kimsesi yok, o zaman gelip anca canımı alır” diyerek bir avuç ilaç yutarak intihar teşebbüsü 13. Bölümün akla gelmeyecek sahnelerinden biriydi. Ve sayın okuyucu, bu ve benzeri detayları merak ediyorsanız, okumak için cnntürk.com’da yazılarımı kaçırmayın. Ayrıca gözünüz Kanal D’de olsun. Gelecek hafta 14. Bölümüyle “O KIZ” Çarşamba günü saat 20.00 de “Türkiye’nin Kanalı Kanal D’de”.

0 0 oylar
Article Rating

İlgili Makaleler

0 0 oylar
Article Rating
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Başa dön tuşu
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x